İlâ kaderin ma’lûm(ma’lûmin).
| Diyanet İşleri | : | (21-22) Sonra onu belli bir süreye kadar sağlam bir yerde (ana rahminde) tuttuk. |
| Abdulbaki Gölpınarlı | : | Bilinen bir müddete dek. |
| Adem Uğur | : | Belli bir süreye kadar. |
| Ali Bulaç | : | Belli bir süreye kadar; |
| Ali Fikri Yavuz | : | (Doğum için olan) belirli bir vakte kadar... |
| Bekir Sadak | : | (20-22) Sizi bayagi bir sudan yaratip onu belli bir sureye kadar saglam bir yere yerlestirmedik mi? |
| Celal Yıldırım | : | (21-22) Sonra onu belirlenmiş bir vakte kadar sağlam bir karargâhta bulundurmadık mı ? |
| Diyanet İşleri (eski) | : | (20-22) Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi? |
| Diyanet Vakfi | : | (21-22) İşte o suyu, belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirdik. |
| Edip Yüksel | : | Bilinen bir süreye kadar. |
| Elmalılı Hamdi Yazır | : | Ma'lûm bir kadere değin |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş) | : | Belirli bir vakte değin! |
| Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) | : | Belli bir süreye kadar. |
| Fizilal-il Kuran | : | Belirli bir sürenin sonuna kadar. |
| Gültekin Onan | : | Belli bir süreye kadar; |
| Hasan Basri Çantay | : | ma'lûm bir vaktâ kadar. |
| İbni Kesir | : | Belli bir süreye kadar. |
| Muhammed Esed | : | önceden belirlenmiş bir süreyle? |
| Ömer Nasuhi Bilmen | : | Bir malum müddete kadar. |
| Şaban Piriş | : | Belli bir süreye kadar.. |
| Suat Yıldırım | : | (21-22) Sonra da o meni nutfesini belirli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirdik. |
| Süleyman Ateş | : | Belli bir süreye kadar. |
| Tefhim-ul Kuran | : | Belli bir süreye kadar; |
| Ümit Şimşek | : | Belirli bir vakte kadar. |
| Yaşar Nuri Öztürk | : | Bilinen bir ölçüye/süreye kadar. |